10. Sınıf Fıkıh Ders Kitabı Sayfa 34 Cevapları MEB Yayınları - Performans Görevi
10. Sınıf Fıkıh Ders Kitabı Sayfa 34 Cevapları MEB Yayınları, Fıkıh Tarihi konusundaki Performans Görevi için kısa ve uzun örnek çalışma ile Öz Değerlendirme Formu hakkında açıklamalar içermektedir.
10. Sınıf Fıkıh Ders Kitabı Sayfa 34 Cevapları MEB Yayınları
Bu sayfada öğrencilerden fıkıh ilminin tarihî dönemleri hakkında yazılı veya görsel bir sunum hazırlamaları istenmektedir. Çalışmada dönemlerin kronolojik sırası, temel özellikleri ve birbirleriyle ilişkileri ele alınmalıdır.
Performans Görevi - Fıkıh İlminin Tarihî Dönemleri
Kısa Cevap: Fıkıh ilmi Hz. Peygamber Dönemi, Sahabe Dönemi, Tâbiin Dönemi ve Mezheplerin Oluşum Dönemi boyunca gelişmiştir. Hz. Peygamber Dönemi'nde fıkhın temelleri atılmış, Sahabe Dönemi'nde içtihat ve şûra önem kazanmış, Tâbiin Dönemi'nde farklı fıkıh ekolleri ortaya çıkmış, Mezheplerin Oluşum Dönemi'nde ise fıkıh sistemleşerek önemli eserler ve mezhepler meydana gelmiştir.
Uzun Cevap: FIKIH İLMİNİN TARİHÎ GELİŞİMİ
Giriş: Fıkıh, Müslümanların ibadetlerden aile hayatına, ticaretten toplumsal ilişkilere kadar günlük yaşamlarında karşılaştıkları dinî ve amelî meselelerin hükümlerini ele alan bir ilimdir. Fıkıh ilmi bir anda bugünkü sistemli yapısına ulaşmamış, farklı tarihî dönemlerden geçerek gelişmiştir. Her dönem, kendinden önceki ilmî birikimi devam ettirmiş ve yeni ihtiyaçlara cevap vermiştir.
1. Hz. Peygamber Dönemi: Fıkıh tarihinin başlangıç ve temel dönemidir. Hz. Peygamber (sav), kendisine gelen vahyi insanlara tebliğ etmiş, Kur'an-ı Kerim'deki hükümleri açıklamış ve bunların günlük hayatta nasıl uygulanacağını göstermiştir. Bu dönemde hükümlerin temel kaynakları Kur'an-ı Kerim ve sünnet olmuştur. Hükümler toplumun şartları dikkate alınarak zaman içerisinde açıklanmış, insanların yeni dinî hükümleri benimsemeleri kolaylaştırılmıştır. Bu nedenle tedriç, kolaylık ve nesih dönemin önemli özelliklerindendir. Hz. Peygamber Dönemi'ndeki uygulamalar daha sonraki fıkıh çalışmalarına temel oluşturmuştur.
2. Sahabe Dönemi: Hz. Peygamber'in (sav) vefatından sonra İslam toplumu genişlemiş ve Müslümanlar daha önce karşılaşmadıkları yeni meselelerle karşılaşmaya başlamıştır. Sahabiler bir problemin çözümünde öncelikle Kur'an ve sünnete başvurmuşlardır. Bu kaynaklarda açık bir hüküm bulamadıklarında ise içtihat etmişlerdir. Önemli meselelerde sahabilerin birlikte görüş alışverişinde bulunmaları yani şûra yöntemi de kullanılmıştır. Sahabenin üzerinde görüş birliğine vardığı hükümler daha sonra sahabe icması olarak değerlendirilmiştir. Hz. Aişe, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah bin Mesud ve Abdullah bin Abbas gibi birçok sahabi fıkıh bilgisi ve fetvalarıyla öne çıkmıştır.
3. Tâbiin Dönemi: H 40-132 yılları arasını kapsayan bu dönem, sahabe ile mezhep imamları arasında bir köprü niteliğindedir. İslam coğrafyasının genişlemesi sonucunda farklı bölgelerde farklı örfler, kültürler ve toplumsal sorunlar ortaya çıkmıştır. Fakihlerin farklı bölgelerde yaşamaları, ulaşabildikleri hadislerin ve karşılaştıkları meselelerin farklı olması sebebiyle içtihat yöntemlerinde de farklılıklar belirginleşmiştir. Bunun sonucunda Hicaz (Ehlihadis) ve Irak (Ehlirey) fıkıh ekolleri oluşmuştur. Hicaz ekolünde hadis ve rivayetlere daha fazla ağırlık verilirken Irak ekolünde rey ve kıyas yöntemleri daha geniş biçimde kullanılmıştır. Bu gelişmeler daha sonraki mezheplerin oluşmasına zemin hazırlamıştır.
4. Mezheplerin Oluşum Dönemi: H 132-350 yılları arasında fıkıh ilmi büyük bir gelişme göstermiştir. Bu nedenle dönem, fıkhın yükseliş veya altın çağı olarak da değerlendirilmiştir. İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii ve Ahmed bin Hanbel gibi büyük müçtehitler bu dönemde yetişmiştir. Âlimler Kur'an ve sünneti esas almış ancak hüküm çıkarırken kullandıkları yöntemlerde bazı farklılıklar göstermişlerdir. Bu farklı ilmî yöntemler zamanla Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerinin sistemleşmesini sağlamıştır. Fıkıh ve fıkıh usulü alanında önemli eserler de kaleme alınmıştır. İmam Malik'in el-Muvatta, İmam Şafii'nin er-Risale ve Ahmed bin Hanbel'in el-Müsned adlı eserleri bu ilmî birikimin önemli örneklerindendir.
Dönemlerin Karşılaştırılması: Bütün dönemlerin ortak özelliği, Müslümanların karşılaştıkları dinî ve amelî meseleleri çözme amacı taşımasıdır. Kur'an ve sünnet her dönemde temel kaynak olmuştur. Ancak Hz. Peygamber Dönemi'nde vahiy devam ederken sonraki dönemlerde yeni meselelerin çözümünde içtihat daha fazla önem kazanmıştır. Sahabe Dönemi'nde şûra ve ortak içtihat öne çıkmış, Tâbiin Dönemi'nde bölgesel fıkıh ekolleri gelişmiş, Mezheplerin Oluşum Dönemi'nde ise farklı yöntemler sistemleşerek mezhepler meydana gelmiştir.
Sonuç: Fıkıh ilminin tarihî gelişimi, İslam toplumunun değişen şartları karşısında dinî hükümlerin doğru biçimde anlaşılması ve uygulanması çabasını göstermektedir. Önceki nesillerin ilmî birikimleri sonraki nesillere aktarılmış, yeni meseleler karşısında yeni çözümler geliştirilmiştir. Böylece fıkıh, tarih boyunca gelişerek zengin, sistemli ve güçlü bir ilmî miras hâline gelmiştir.
Kaynakça: MEB 10. Sınıf Fıkıh Ders Kitabı; İmam Şafii, er-Risale; İmam Malik, el-Muvatta; Ahmed bin Hanbel, el-Müsned.
Öz Değerlendirme Formu
Cevap: Bu bölümün öğrencinin kendi çalışmasına göre doldurulması gerekir. Bir ölçütü tamamen yerine getirdiyseniz “Evet”, kısmen yerine getirdiyseniz “Kısmen”, yerine getiremediyseniz “Hayır” seçeneğini işaretleyebilirsiniz.
Bütün sayfalara ait açıklamalı çözümleri 10. Sınıf Fıkıh Ders Kitabı Cevapları MEB Yayınları sayfasında inceleyebilirsiniz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.