11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı — Sayfa 152
HAZIRLIK – Soru ve Cevaplar
Soru 1 - “Gönül ne kahve ister ne kahvehane; gönül sohbet ister, kahve bahane.” sözünü açıklayınız.
Cevap: Bu söz, insanların kahveye gitme sebebinin aslında kahve içmek değil, bir araya gelip konuşmak olduğunu anlatır.
Kahve sadece bahane, asıl önemli olan dostluk, paylaşım ve birlikte vakit geçirmektir.
Soru 2 - “Sanatçı ruhu” ifadesi sizde neleri çağrıştırıyor?
Cevap: “Sanatçı ruhu”, olaylara sıradan bakmayan, duyguları güçlü olan, hayal gücü geniş ve ince düşünceli kimseleri hatırlatır.
Bu kişiler dünyayı daha derin görür, ayrıntılardaki güzelliği ve anlamı fark eder.
11. Sınıf Edebiyat — Sayfa 155 Metni Anlama ve Çözümleme
1️⃣ Metinde bahsi geçen şair üzerinden hangi yön eleştirilmektedir?
Cevap: Metinde şair üzerinden; sanatın gereksiz yere ağırlaştırılması, sembollerle karmaşık hâle getirilmesi eleştirilmektedir.
Yazar, şiirin anlaşılır ve samimi olması gerektiğini savunur.
2️⃣ Metindeki anlatım biçimleri ve düşünceyi geliştirme yolları nelerdir?
Anlatım biçimleri:
- Öyküleme
- Betimleme
Düşünceyi geliştirme yolları:
- Açıklama
- Örnekleme
- Karşılaştırma
3️⃣ Yazarın üslubunu değerlendiriniz.
Cevap: Yazar, konuyu ciddi ama aynı zamanda mizahi, içten ve doğal bir dille işler.
Okuyucuyu düşündürürken güldürür, nasihat vermez; sohbet havasında konuşur.
4️⃣ Metinden örnek vererek anlatım biçimlerini açıklayınız.
- ✔ Örnekleme: “Ben Dekadan mıyım, sembolist mi diyorlar?”
- ✔ Betimleme: “Gözlerimde bir siyahlık meydana geldi…”
Bu cümleler hem karakteri tanıtır hem de konuyu canlı ve eğlenceli hâle getirir.
5️⃣ Metnin yazıldığı döneme dair çıkarımınız nedir?
Cevap: Metin, Servetifünun sonrası edebiyat ortamını yansıtmaktadır.
Bu dönemde sembolizm tartışılmış, sanatın halktan uzaklaştığı düşüncesi eleştirilmiştir.
Yazar ise daha sade ve toplumla iç içe bir sanat anlayışını savunur.
Kalemin İzinden
Telefon ve Sosyal Medya Bağımlılığı
Ekranlar Büyüyor, Sohbetler Küçülüyor
Bir kafede yan yana oturan gençleri izledim. Masada üç kişi vardı ama konuşan yoktu.
Her biri telefonuna eğilmiş, parmaklar ekranda geziniyordu.
Eskiden arkadaşlık:
kahkaha,
göz teması,
sıcak bir muhabbet demekti.
Şimdi ise:
“Bir dakika, mesaj geldi!”
Paylaştıkça çoğaldığımızı sanıyoruz ama aslında yalnızlaşıyoruz.
Belki de mutluluk; telefonu biraz kenara bırakıp karşımızdakini gerçekten dinlemektir.