×
  • Anasayfa
  • EĞİTİM
  • ÖDEV & BİLGİ
  • SINAV
  • SORU & CEVAP
  • TABAN PUANLAR
  • GÜNCEL
☰
  • Anasayfa
  • SORU & CEVAP
  • Biyoloji

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 122-141 Cevapları MEB Yayınları - 1. Tema Ölçme ve Değerlendirme

11. Sınıf Biyoloji MEB 2026-2027 sayfa 122-141 cevapları: 1. Tema Tepki ölçme ve değerlendirme bölümündeki 65 sorunun tamamı; sayfa sırasıyla kısa cevaplar, gerekli açıklamalar ve doldurulmuş tablolar.

12 Ekim 2026 Pazartesi 12:00
120

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 122 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Uyaran ve Tepki

Canlılar çevrelerindeki değişiklikleri algılayarak uygun tepkiler oluşturur. Bu tepkiler korunma, beslenme ve yaşamın sürdürülmesine katkı sağlar.

1. Soru: Verilen örneklerden en az üçü için “uyaran → uyaranı alma → uyaranı işleme → efektör organda tepki oluşumu” akışını çıkararak yazınız. Kısa Cevap: Örnek akışlar:
Sıcak yüzeyden elin çekilmesi: Yüksek sıcaklık → derideki reseptörler → omurilikte değerlendirme → kol kaslarının kasılması ve elin çekilmesi.
Köpekte tükürük salgısının artması: Besin kokusu → burundaki koku reseptörleri → beyinde değerlendirme → tükürük bezlerinin salgısının artması.
Bitkinin ışığa yönelmesi: Işık → sürgün ucunda ışığın algılanması → oksinin gölge tarafta daha fazla birikmesi → o taraftaki hücrelerin daha fazla uzaması ve sürgünün ışığa eğilmesi. Detaylı Cevap: Hayvanlarda reseptörlerin algıladığı bilgi sinir sistemi tarafından değerlendirilir; kaslar veya salgı bezleri tepkiyi oluşturur. Bitkilerde ise sinir sistemi bulunmaz. Işığa yönelme gibi tepkiler, hormonların dağılımı ve hücrelerin farklı miktarda büyümesiyle gerçekleşir.

2. Soru: Aşağıdaki tabloda bazı canlılarda tepki türleri verilmiştir. Bu tepkilerin uyaran türünü, tepkileri algılayan reseptör/duyu organını, verilen tepkileri ve bunların gerekçelerini tablodaki ilgili alana yazınız. Kısa Cevap: Canlıların algıladığı uyaranlar, tepkiyi başlatan yapılar ve tepkilerin sağladığı yararlar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Örnek Canlı ve Verdiği Tepki Uyaran Algılayan Reseptör / Duyu Organı Tepki Gerekçe
Venüs sinekkapanın kapanması Dokunma; mekanik uyaran Yaprak üzerindeki dokunmaya duyarlı tüyler Yaprağın kapanması Böceği yakalayarak beslenmeye katkı sağlamak
Küstüm otunun yaprağının kapanması Dokunma; mekanik uyaran Yapraklardaki dokunmaya duyarlı yapılar Yaprakçıkların kapanması Korunmaya katkı sağlamak
Sıcak yüzeyden elin çekilmesi Yüksek sıcaklık; fiziksel uyaran Derideki sıcaklık ve ağrı reseptörleri Kol kaslarının kasılmasıyla elin geri çekilmesi Yanık ve doku hasarını azaltmak
Öglenanın ışığa yönelmesi Işık Göz lekesiyle ilişkili ışık algılama sistemi Kamçısıyla uygun ışığa doğru hareket etmesi Fotosentez için ışık elde etmek
Köpekte kokuya karşı tükürük salgısının artması Besin kokusu; kimyasal uyaran Burundaki koku reseptörleri Tükürük bezlerinin salgısının artması Besinlerin sindirimine hazırlık yapmak
Yılan balığında elektrik akımı oluşması Tehlikeyi veya avın varlığını bildiren çevresel uyaranlar Uyaranın türüne uygun duyu alıcıları Elektrik organlarında elektrik boşalmasının oluşması Kendini savunmak veya avını etkisiz hâle getirmek
220

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 123 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Canlılarda Tepki

3. Soru: Metindeki tepkileri fiziksel (ışık/ısı/mekanik) ve kimyasal uyaran kategorilerine ayırınız. Her kategori için bir örnek tepki yazınız. Kısa Cevap: Fiziksel uyaranlar: Işık, sıcaklık ve dokunma. Örnek: Sıcak yüzeye dokunulduğunda elin geri çekilmesi.
Kimyasal uyaranlar: Besin kokusunu oluşturan maddeler. Örnek: Köpekte besin kokusuna karşı tükürük salgısının artması. Detaylı Cevap: Işık: Bitkilerin ve öglenanın ışığa yönelmesi.
Isı: Sıcak yüzeyden elin çekilmesi.
Mekanik uyaran: Dokunma sonucunda Venüs sinekkapanın ve küstüm otunun yapraklarının kapanması.
Kimyasal uyaran: Besin kokusunun burundaki reseptörleri uyarması ve köpekte tükürük salgısını artırması.

4. Soru: Metindeki farklı tepkilerin ortaya çıkardığı temel sonuç nedir? Örnek vererek açıklayınız. Kısa Cevap: Bu tepkiler canlıların yaşamını sürdürmesine ve çevre koşullarına uyum sağlamasına yardımcı olur. Örneğin Venüs sinekkapanın yapraklarını kapatması, böceği yakalayarak beslenmesini sağlar. Detaylı Cevap: Tepkiler farklı mekanizmalarla gerçekleşse de korunma ve beslenme gibi yaşamsal ihtiyaçlara katkı sağlar. Elin sıcak yüzeyden çekilmesi doku hasarını azaltır. Bitkinin ışığa yönelmesi fotosentez için ışık alımını destekler. Elektrikli yılan balığının elektrik boşalması ise savunmaya veya avın etkisiz hâle getirilmesine yardımcı olur.

Bitki Hormonları – Etilen ve Absisik Asit

5–8. soruların metin bağlamı: Olgun elmayla aynı kapalı torbada bekletilen yeşil muzlar, normal ortamda bırakılan muzlardan daha hızlı olgunlaşır. Bunun nedeni elmanın salgıladığı etilen hormonudur. Diğer deneyde ise absisik asit uygulanan tohumların çimlenmesi gecikir; kontrol grubundaki tohumlar normal biçimde çimlenir.

5. Soru: Metinde verilen deneylere göre hormonların bitkiler üzerindeki rolü nedir? Açıklayınız. Kısa Cevap: Hormonlar bitkilerde büyüme, gelişme, çimlenme ve olgunlaşma süreçlerini düzenler. Etilen meyve olgunlaşmasını hızlandırırken absisik asit tohumun çimlenmesini geciktirir. Detaylı Cevap: Bitki hormonları düşük miktarlarda etkili olan kimyasal habercilerdir. Metindeki ilk deneyde etilen, muzların daha hızlı sararıp olgunlaşmasını sağlamıştır. İkinci deneyde absisik asit, çimlenmeyi baskılayarak tohumların gelişmeye başlamasını geciktirmiştir. Bu sonuçlar, hormonların farklı gelişim olaylarını hızlandırabildiğini veya yavaşlatabildiğini göstermektedir.

6. Soru: Metinde verilen deneyden yola çıkarak meyve olgunlaşmasında etilenin, bitki gelişiminde absisik asidin etkilerinin ortak rolü üzerinden çıkarım yapınız. Kısa Cevap: Etilen ve absisik asit, genel olarak büyümeyi yavaşlatıcı veya engelleyici hormonlar arasında değerlendirilir. İkisinin ortak rolü bitkinin gelişimini düzenlemektir; ancak etilen meyve olgunlaşmasını hızlandırırken absisik asit çimlenmeyi geciktirir. Detaylı Cevap: Bu hormonların etkisi, düzenledikleri gelişim olayına göre değişir. Etilen meyvenin olgunlaşma sürecini hızlandırabilir; absisik asit ise tohumun çimlenmesini ve büyümeyi baskılayabilir. Dolayısıyla ortak özellikleri gelişim süreçlerinin zamanını ve hızını düzenlemeleridir. Büyümeyi yavaşlatıcı grupta bulunmaları, bütün gelişim olaylarını aynı yönde etkiledikleri anlamına gelmez.

320

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 124 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Bitki Hormonlarının Dengesi

7. Soru: Bitki hormonlarının dengeli çalışmaması durumunda bitki yaşamında hangi sonuçlar ortaya çıkabilir? Açıklayınız. Kısa Cevap: Hormon dengesinin bozulması; büyüme, çimlenme, köklenme, ışığa yönelme ve meyve olgunlaşmasında aksamalara neden olabilir. Bitkinin gelişimi ve ürün verimi olumsuz etkilenebilir. Detaylı Cevap: Oksinin uygun çalışmaması kök gelişimini ve ışığa yönelmeyi olumsuz etkileyebilir. Giberellin yetersizliği çimlenmenin ve gövde uzamasının aksamasına yol açabilir. Etilenin aşırı etkisi meyvelerin erken olgunlaşmasını ve dökülmesini artırabilir. Absisik asidin fazla etkili olması ise çimlenmeyi ve büyümeyi baskılayabilir. Bu nedenle hormonların uygun miktarda ve birbiriyle dengeli çalışması önemlidir.

8. Soru: Metinden hareketle absisik asit hormonunun kurak bölgelerde yetişen bitkilerin yaşamını sürdürmesindeki önemini açıklayınız. Kısa Cevap: Absisik asit, stomaların kapanmasını sağlayarak su kaybını azaltır. Ayrıca elverişsiz koşullarda çimlenmeyi ve büyümeyi sınırlandırarak bitkinin yaşamını sürdürmesine yardımcı olur. Detaylı Cevap: Kuraklıkta suyun korunması bitki için yaşamsal önem taşır. Absisik asidin etkisiyle stomaların kapanması, terlemeyle kaybedilen su miktarını azaltır. Tohumların çimlenmesinin geciktirilmesi ise yeterli su bulunmadan genç bitkinin gelişmeye başlamasını önler. Böylece bitki, uygun koşullar oluşuncaya kadar kaynaklarını koruyabilir.

Oksinin Tarımsal Kullanımı

9–11. soruların metin bağlamı: Çiftçi, oksinin kök gelişimi, hücre uzaması ve meyve oluşumundaki etkilerinden yararlanmaktadır. Domates çiçeklerine sentetik oksin uygulayarak döllenme olmadan meyve oluşumunu desteklemekte; buğday tarlasında ise uygun sentetik oksin içeren herbisitlerle yabancı otları kontrol etmektedir.

9. Soru: Çiftçinin uygulamalarında doğal oksin yerine tarımsal amaçlı sentetik oksin kullanımının amacını açıklayınız. Kısa Cevap: Amaç, oksin etkisini kontrollü biçimde sağlayarak çekirdeksiz meyve oluşumunu desteklemek ve yabancı otlarla mücadele etmektir. Detaylı Cevap: Sentetik oksinler, istenen tarımsal etkinin uygun zamanda ve dozda oluşturulmasını sağlar. Metinde domates çiçeklerine yapılan uygulama, partenokarpi olarak adlandırılan döllenmesiz meyve oluşumunu desteklemektedir. Buğday tarlasındaki uygulamada ise uygun sentetik oksin içeren herbisitlerle yabancı otlar kontrol edilmektedir. Böylece üretim ve ürün kalitesiyle ilgili hedeflere ulaşılmaya çalışılır.

10. Soru: Çiftçi, tarımsal üretimde oksini fazla veya eksik kullansaydı ne gibi sorunlar yaşardı? Açıklayınız. Kısa Cevap: Fazla kullanım gelişme bozukluklarına, büyümenin baskılanmasına ve ürün kaybına yol açabilir. Yetersiz uygulama ise beklenen köklenme, meyve tutumu veya yabancı ot kontrolünün sağlanamamasına neden olabilir. Detaylı Cevap: Oksinin etkisi miktarına, bitki türüne ve uygulandığı organa bağlıdır. Gereğinden fazla uygulama, özellikle kök gelişimini baskılayabilir ve anormal büyümeye neden olabilir. Yetersiz uygulamada ise hedeflenen tarımsal etki oluşmayabilir. Bu nedenle fazla oksinin her zaman daha fazla büyüme sağlayacağı düşünülmemeli; uygun doz ve uygulama zamanı esas alınmalıdır.

420

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 125 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Oksinin Tarımsal Kullanımı

11. Soru: Oksin hormonunun tarımsal üretimde kullanılmasının avantajlarını ve dezavantajlarını yazınız. Kısa Cevap: Avantajları: Köklenmeyi destekleme, meyve tutumunu artırma, çekirdeksiz meyve üretimi ve yabancı ot kontrolü.
Dezavantajları: Yanlış veya aşırı kullanımda gelişme bozuklukları, ürün kaybı ve hedef dışı bitkilerin zarar görmesi. Detaylı Cevap: Uygun oksin uygulamaları çeliklerin köklenmesini kolaylaştırabilir ve bazı bitkilerde döllenmesiz meyve oluşumunu destekleyebilir. Sentetik oksin içeren uygun herbisitlerden yabancı ot mücadelesinde yararlanılır. Ancak doz, uygulama zamanı ve bitki türü dikkate alınmazsa büyüme baskılanabilir veya anormal gelişme görülebilir. Kontrolsüz uygulamalar çevredeki diğer bitkilere de zarar verebilir.

Etilenin Olgunlaşma ve Stres Tepkilerindeki Rolü

12–14. soruların metin bağlamı: Etilen, özellikle muz, elma ve domates gibi klimakterik meyvelerin olgunlaşmasını etkileyen gaz hâlindeki bir hormondur. Yaprak ve çiçek dökümünde, bazı stres tepkilerinde de rol alır. Fazlası meyvelerin hızla yumuşamasına ve raf ömrünün kısalmasına neden olabilir.

12. Soru: Etilenin tarımda kontrollü kullanımının getirdiği avantaj ve riskleri yukarıdaki paragrafı dikkate alarak değerlendiriniz. Kısa Cevap: Avantajı: Etilene duyarlı meyvelerin uygun zamanda ve eş zamanlı olgunlaştırılmasını sağlar.
Riski: Fazla etilen meyvelerin erken yumuşamasına, bozulmasına ve raf ömrünün kısalmasına yol açabilir. Detaylı Cevap: Kontrollü etilen uygulaması, hasat sonrası olgunlaşmayı ve ürünün satış zamanını planlamayı kolaylaştırır. Böylece tüketiciye benzer olgunlukta meyveler sunulabilir. Ancak meyvelerin etilene duyarlılığı farklıdır; muz ve domateste belirgin olan etki, üzüm ve çilekte daha sınırlıdır. Uygun olmayan doz veya süre, ürünlerin gereğinden erken olgunlaşıp bozulmasına ve ekonomik kayba neden olabilir.

13. Soru: Etilen üretiminin stres koşullarında artmasının bitkinin yaşamını sürdürmesine nasıl katkı sağlayabileceğini açıklayınız. Kısa Cevap: Etilen, stres koşullarında büyüme ve yaprak dökümü gibi tepkileri düzenleyerek bitkinin uyum sağlamasına katkıda bulunabilir. Yaprak dökümü, bazı koşullarda su kaybının azaltılmasına yardımcı olabilir. Detaylı Cevap: Kuraklık, tuzluluk veya hastalık gibi koşullarda bitkinin kaynaklarını koruması önemlidir. Etilen, gelişimin yavaşlatılması ve yaşlanmış ya da zarar görmüş kısımların dökülmesi gibi süreçlerde rol alabilir. Yaprak sayısının azalması, terlemeyle su kaybını sınırlandırabilir. Bununla birlikte etki bitki türüne, stresin niteliğine ve etilen miktarına bağlıdır; aşırı etilen gereksiz dökülme ve yaşlanmayı artırarak zarar da verebilir.

Etilenin Kontrolü ve Gıda İsrafının Azaltılması

14. Soru: Etilen hormonunun bitkilerin olgunlaşması ve çürümesi üzerindeki etkilerinden hareketle gıda israfının azaltılması için hangi stratejiler geliştirilebilir? Açıklayınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Meyveler ürüne uygun sıcaklıkta depolanabilir, depolarda etilen birikimi azaltılabilir ve olgunlaştırma işlemi satış zamanına göre planlanabilir. Detaylı Cevap: Depolarda uygun havalandırma ve etilen tutucular kullanılabilir. Etilen üreten ürünlerle etilene hassas ürünler uygun biçimde ayrılabilir. Ürüne uygun soğuk ve kontrollü depolama koşulları korunabilir; olgunlaştırılacak miktar talebe göre belirlenebilir. Böylece meyvelerin gereğinden erken yumuşaması ve bozulması azaltılarak raf ömrü desteklenir, gıda ve ekonomik kayıplar azalır.

520

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 126 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Sürdürülebilir Üzüm Üretimi

15–16. soruların metin bağlamı: Bir ziraat mühendisi olarak çekirdeksiz üzüm üretiminde giberellinin etkilerini ve sentetik bitki gelişim düzenleyicilerini dikkate alan sürdürülebilir, çevre dostu bir üretim modeli tasarlanması istenmektedir.

15. Soru: Bu durumda hangi uygulamalara yer verirsiniz? Açıklayınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Toprak analizine uygun gübreleme, damla sulama, kontrollü giberellin uygulaması ve biyolojik mücadele yöntemlerine yer veririm. Bitki gelişim düzenleyicilerini yalnızca ihtiyaç duyulduğunda, uygun zamanda ve dozda kullanırım. Detaylı Cevap: Önce üzüm çeşidinin, toprağın ve yetiştirme koşullarının ihtiyaçlarını belirlerim. Damla sulamayla su tüketimini azaltır, analiz sonuçlarına göre dengeli gübreleme yaparım. Giberellinin çekirdeksiz üzüm çeşitlerinde tane büyümesini destekleyen etkisinden, çeşide uygun gelişim döneminde ve önerilen dozda yararlanırım. Zararlıları düzenli izleyerek biyolojik mücadeleye öncelik veririm. Uygulamaları kayıt altına alır; verim, ürün kalitesi ve çevresel etkiyi birlikte değerlendiririm.

16. Soru: Bitki gelişim düzenleyicilerinin aşırı kullanımının insan sağlığı ve ekosistem üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkileri göz önüne alarak tarımsal üretimde hormon ve bitki gelişim düzenleyicilerinin kullanımının etik boyutunu açıklayınız. Kısa Cevap: Üretimi artırmak amacıyla insan sağlığını ve çevreyi riske atmak etik değildir. Bitki gelişim düzenleyicileri bilimsel önerilere uygun, ihtiyaç kadar ve denetimli kullanılmalıdır. Detaylı Cevap: Üreticinin sorumluluğu yalnızca daha fazla ürün elde etmek değildir; tüketiciyi, toprağı, suyu ve diğer canlıları da korumaktır. Aşırı veya yanlış uygulamalar, kullanılan maddeye ve koşullara bağlı olarak kalıntı, çevre kirliliği ve hedef dışı canlıların zarar görmesi gibi riskler oluşturabilir. Bu nedenle uygun doz ve uygulama koşullarına uyulmalı, gereksiz kullanım önlenmeli ve üretim kayıtları tutulmalıdır. Kısa süreli ekonomik kazanç, toplum sağlığının ve ekosistemin korunmasının önüne geçirilmemelidir.

Bitkisel Hareketleri Sınıflandırma Ölçütleri

17–20. soruların metin bağlamı: Bitkilerde tropizma, uyaranın yönüne bağlı büyüme hareketidir. Nasti ise uyaranın geliş yönünden bağımsız hareketleri kapsar. Hareketler, uyaranın yönüyle ilişkileri ve oluşma biçimleri dikkate alınarak sınıflandırılabilir.

17. Soru: Metinde verilen bitkisel tepkileri sınıflandırmak için iki ölçüt belirleyerek ölçütleri açık ve işlevsel cümlelerle yazınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap)
a) Ölçüt — Uyaranın yönüne bağlı: Hareketin yönü, uyaranın geldiği yöne bağlı mı?
b) Ölçüt — Uyarı sonunda oluşan hareketin niteliği: Tepki, büyümeye bağlı bir yönelme mi yoksa açılma-kapanma gibi bir durum değişikliği mi? Detaylı Cevap: İlk ölçüt, hareketin uyaranın yönüne göre gerçekleşip gerçekleşmediğini belirler. Örneğin filizin ışık kaynağına eğilmesi yönle ilişkiliyken küstüm otunun kapanması dokunmanın geliş yönüne bağlı değildir. İkinci ölçüt, hareketin oluşma biçimini inceler. Tropizmalarda büyümeye bağlı yönelme; nasti örneklerinde ise açılma-kapanma gibi değişiklikler değerlendirilir. Sınıflandırmada temel ayrım uyaranın yönüne bağlılıktır.

620

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 127 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Tropizma ve Nasti

18. Soru: Aşağıdaki olayları “uyaranın yönüne bağlı olan” ve “uyaranın yönüne bağlı olmayan” şeklinde sınıflandırarak ifadenin yanına yazınız. Kısa Cevap: Uyaranın yönüne bağlı olanlar: A, B, E, G ve Ğ.
Uyaranın yönüne bağlı olmayanlar: C, Ç, D ve F.

Olay Uyaranın yönüne bağlılık
A) Cam kenarındaki filizin ışığa doğru eğilmesi. Uyaranın yönüne bağlı olan.
B) Köklerin çatlak bir su borusuna doğru büyümesi. Uyaranın yönüne bağlı olan.
C) Küstüm otuna dokunulunca bitkinin yaprağının kapanması. Uyaranın yönüne bağlı olmayan.
Ç) Venüs sinekkapanın yaprağının böcek temasında kapanması. Uyaranın yönüne bağlı olmayan.
D) Lalenin taç yapraklarının 15–20 °C’ta açılıp 5–10 °C’ta kapanması. Uyaranın yönüne bağlı olmayan.
E) Bitki kökünün gübrenin olduğu bölgeye yönelip aşırı tuzdan uzaklaşması. Uyaranın yönüne bağlı olan.
F) Akşamsefası çiçeklerinin az ışıkta açılıp çok ışıkta kapanması. Uyaranın yönüne bağlı olmayan.
G) Çimlenen bir fasulye tohumunda kökün aşağıya, sürgünün yukarıya yönelmesi. Uyaranın yönüne bağlı olan.
Ğ) Asma bitkisinin dokunduğu bir desteğe dolanması. Uyaranın yönüne bağlı olan.

Açıklama: Tropizma hareketlerinde büyümenin yönünü uyaranın geldiği yön belirler. Nasti hareketlerinde ise tepkinin yönü, uyaranın geldiği yöne bağlı değildir.

19. Soru: Yukarıda verilen olayları aşağıdaki tabloda uygun gruba ve her birini bilimsel adıyla yazınız. Tropizmalarda ayrıca pozitif/negatif yönü belirtiniz. Her olay için grup, alt tür ve varsa (+/–) işaretini yazarak gerekçenizi açıklayınız. Kısa Cevap: Olayların grupları, hareket türleri, yönleri ve gerekçeleri aşağıdaki tabloda verilmiştir. Nasti hareketlerinde pozitif veya negatif yön belirtilmez.

Olay Grup Hareketin bilimsel adı Pozitif / negatif yön Gerekçe
A Tropizma Fototropizma Pozitif (+) Filiz, ışık kaynağına doğru büyüyerek yönelir.
B Tropizma Hidrotropizma Pozitif (+) Kökler, suyun bulunduğu bölgeye doğru büyür.
C Nasti Sismonasti Yön işareti kullanılmaz. Dokunma, yaprakların kapanmasını sağlar. Kapanmanın yönü, dokunmanın geldiği yöne bağlı değildir.
Ç Nasti Sismonasti Yön işareti kullanılmaz. Böceğin teması kapanmayı başlatır. Yaprağın kapanma yönünü temasın yönü belirlemez.
D Nasti Termonasti Yön işareti kullanılmaz. Taç yaprakların açılıp kapanması sıcaklık değişimine bağlıdır.
E Tropizma Kemotropizma Gübreye doğru pozitif (+); aşırı tuzdan uzaklaşma negatif (–). Kök, uygun yoğunluktaki besin maddelerine yönelirken aşırı tuzun bulunduğu bölgeden uzaklaşır.
F Nasti Fotonasti Yön işareti kullanılmaz. Çiçeklerin açılıp kapanması ışığın yönüne değil, ışık şiddetine bağlıdır.
G Tropizma Geotropizma (gravitropizma) Kökte pozitif (+); sürgünde negatif (–). Kök yer çekimi yönünde aşağıya, sürgün ise yer çekiminin tersine yukarıya büyür.
Ğ Tropizma Haptotropizma (tigmotropizma) Pozitif (+) Asmanın sülükleri, temas ettikleri desteğe sarılarak büyür.

Pozitif tropizma, uyaran kaynağına doğru; negatif tropizma ise uyaran kaynağından uzaklaşacak yönde büyümedir.

20. Soru: Aynı uyaran sınıfına ait bir tropizma ve bir nasti (Işık: fototropizma ve fotonasti vb.) seçerek aralarındaki benzerlikleri ve farklılıkları yazınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Fototropizma ve fotonasti seçilebilir. İkisi de ışığa karşı oluşan bitkisel tepkilerdir. Fototropizma ışığın yönüne bağlı büyüme hareketidir; fotonasti ise ışık şiddetine bağlı, uyaranın yönünden bağımsız açılma-kapanma hareketidir. Detaylı Cevap: Benzerlikler: Her iki harekette de uyaran ışıktır. Bitki ışığı algılar ve buna uygun bir tepki oluşturur.
Farklılıklar: Fototropizmada ışığın geldiği yön önemlidir. Örneğin filiz, ışık kaynağına doğru büyüyerek eğilir. Fotonastide ise ışığın geldiği yön belirleyici değildir. Örneğin akşamsefasının çiçekleri az ışıkta açılır, çok ışıkta kapanır.

720

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 128 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Koleoptil Deneyleri ve Oksin

21–24. soruların metin özeti: Koleoptil deneylerinde uç kısmın ışığı algıladığı ve alt bölgelere kimyasal bir sinyal gönderdiği belirlenmiştir. Büyümeyi düzenleyen bu madde oksin olarak adlandırılmıştır. Tek yönlü ışıkta oksinin gölge tarafta daha fazla birikmesi, bu taraftaki hücrelerin daha fazla uzamasına ve koleoptilin ışığa doğru eğilmesine neden olur.

21. Soru: 1880–1926 yılları arasında koleoptil üzerine yapılan deneylerle ulaşılan bulgular nelerdir? Kısa Cevap: Koleoptil ucunun ışığı algıladığı, alt bölgelere büyümeyi düzenleyen kimyasal bir sinyal gönderdiği ve oksinin eşit olmayan dağılımının ışığa yönelmeyi sağladığı belirlenmiştir. Detaylı Cevap: 1880’den itibaren: Koleoptil ucunun ışığı algıladığı ve alt kısımlara sinyal gönderdiği bulunmuştur.
1913: Bu sinyalin taşınabilen bir kimyasal madde olduğu deneylerle desteklenmiştir.
Sonraki deneyler: Kesilen uç kısmın yana yerleştirilmesi koleoptilde eğilmeye neden olmuştur. Böylece kimyasal maddenin büyümeyi düzenlediği ve eşit olmayan dağılımının farklı uzama oluşturduğu anlaşılmıştır.
1926: Kimyasalın difüzyonla taşınan bir büyüme hormonu olduğu gösterilmiş ve bu madde oksin olarak adlandırılmıştır. Oksinin gölge tarafta birikmesi, bu taraftaki hücrelerin daha fazla uzamasını sağlayarak koleoptili ışığa doğru eğmiştir.

22. Soru: Bu deneylerdeki bulgulardan yola çıkarak bitkilerin ışığa yönelmesinin önemini açıklayınız. Kısa Cevap: Bitkilerin ışığa yönelmesi, fotosentez için ışık alımını artırır. Böylece organik besin üretimi, büyüme ve yaşamın sürdürülmesi desteklenir. Detaylı Cevap: Sürgünün ışığa yönelmesi, yaprakların ışığı daha iyi alabilecek konuma gelmesini sağlar. Yeterli ışık alan bitki, diğer koşullar da uygunsa fotosentezle daha fazla organik madde üretebilir. Bu maddeler enerji ihtiyacının karşılanmasında ve yeni dokuların oluşmasında kullanılır.

23. Soru: Günümüzde bitkilerde yönelme hareketini kontrol eden yeni bir bitki hormonunun keşfi için nasıl bir deneysel süreç tasarlayabileceğinizi açıklayınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Yönelmeyi etkilediğini düşündüğüm bir madde için hipotez kurarım. Kontrol ve deney grupları oluşturup büyüme ile eğilmeyi ölçerim. Sonuçları tekrarlayarak maddenin etkisini ve kimyasal yapısını araştırırım. Detaylı Cevap: 1. Gözlem ve hipotez: Bitkilerin yönelmesini inceler, aday maddenin bu hareketi düzenlediği hipotezini kurarım.
2. Grupları oluşturma: Aynı türden, benzer yaş ve büyüklükte bitkiler seçerim. Kontrol grubuna yalnızca taşıyıcı çözelti, deney gruplarına ise aday maddenin farklı dozlarını uygularım.
3. Koşulları eşitleme: Işığın yönü ve şiddeti, sıcaklık, su ve besin miktarını gruplarda aynı tutarım.
4. Ölçüm: Belirli aralıklarla uzama miktarını ve eğilme açısını ölçerek grupları karşılaştırırım.
5. Etkiyi sınama: Aday maddenin üretimi veya taşınması engellendiğinde yönelmenin azalıp azalmadığını; madde yeniden verildiğinde tepkinin geri dönüp dönmediğini incelerim.
6. Doğrulama: Deneyleri tekrarlar, maddeyi ayırıp kimyasal yapısını belirlerim. Bilinen hormonlardan farklı olup olmadığını araştırarak yeni bir hormon olduğu sonucunu değerlendiririm.

24. Soru: Koleoptil deneylerinden elde edilen sonuçları dikkate alarak tarımda bitki gelişimini artırmak için oksin hormonunun nasıl kullanılabileceğini açıklayınız. Kısa Cevap: Oksin, uygun dozda uygulanarak çeliklerin köklenmesini ve bazı bitkilerde meyve tutumunu desteklemek için kullanılabilir. Detaylı Cevap: Çeliklerin tabanına uygun oksin uygulaması, yeni köklerin oluşmasını teşvik ederek bitkilerin çoğaltılmasına yardımcı olabilir. Bazı bitkilerde uygun uygulamalar meyve tutumunu ve döllenme gerçekleşmeden meyve oluşumunu destekleyebilir. Uygulama dozu ve zamanı, bitkinin türüne ve hedeflenen organa göre belirlenmelidir. Çünkü oksinin etkisi doza bağlıdır; aşırı miktar büyümeyi desteklemek yerine baskılayabilir.

820

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 129 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Oksinli Agar Deneyleri

25–27. sorular için deneyin özeti: Koleoptilin uç kısmı kesilip agar üzerine yerleştirilerek oksinin agara geçmesi sağlanır. Hazırlanan agar bloklar, ucu kesilmiş koleoptillere uygulanır. Deneyler karanlık ortamda gerçekleştirilir. Kontrol grubunda oksinsiz agar, 1. deney grubunda ortalanmış oksinli agar, 2. deney grubunda ise sol tarafa yerleştirilmiş oksinli agar kullanılır.

25. Soru: Yukarıdaki görseli bitkide yönelmenin olup olmadığı ve yönü açısından inceleyiniz. Görseldeki her bir düzenek için (Kontrol Grubu, 1. Deney Grubu, 2. Deney Grubu) tabloda verilen boşlukları doldurunuz. Kısa Cevap: Kontrol grubunda ve 1. deney grubunda yönelme yoktur. 2. deney grubunda koleoptil sağa yönelir.

İncelenen özellik Kontrol grubu (3) 1. deney grubu (4) 2. deney grubu (5)
Yönelme (Var/Yok) Yok. Yok. Var.
Yönelme yönü (Sağ/Sol) Sağa veya sola yönelme görülmez. Sağa veya sola yönelme görülmez; dik uzama gerçekleşir. Sağa.

Açıklama: 4. düzenekte oksinli agar ortalandığı için koleoptilin iki tarafı benzer miktarda uzar. 5. düzenekte ise oksinli agar soldadır. Sol taraftaki hücrelerin daha fazla uzaması, koleoptilin sağa eğilmesine neden olur.

26. Soru: 3 ve 4 numaralı düzeneklerin sonuçlarını karşılaştırınız. Karşılaştırma sonuçlarına göre yönelme olayında uç mu yoksa gövde mi daha önemli görünmektedir? Gerekçelendirerek açıklayınız. Kısa Cevap: Uç kısmı kesilmiş koleoptile oksin verildiğinde uzama gerçekleşmesi, büyüme tepkisinin gövdenin uzama bölgesinde oluştuğunu gösterir. Uç ise normalde oksinin kaynağıdır. Bu nedenle iki yapı farklı görevlerle sürece katılır. Detaylı Cevap: 3. düzenekte uç kesilmiş ve oksin içermeyen agar kullanılmıştır. Dışarıdan oksin sağlanmadığı için 4. düzenekteki gibi oksinle desteklenen uzama görülmez.
4. düzenekte uç yine kesilmiştir ancak oksinli agar kesik yüzeyin ortasına yerleştirilmiştir. Oksin iki tarafa benzer şekilde dağıldığından koleoptil dik uzar; sağa veya sola eğilmez.
Bu karşılaştırma, uç bulunmasa da dışarıdan verilen oksinin gövdede uzama oluşturabildiğini gösterir. Ancak 3 ve 4. düzeneklerin ikisinde de yönelme yoktur. Eğilmenin oluşması için gövdenin iki tarafında farklı uzama gerekir; eşit olmayan oksin dağılımının bu etkisi 5. düzenekte görülür.

27. Soru: 5 numaralı düzeneğe bakarak ışık olmaksızın yönelmenin oluşabilmesini oksin dağılımı ve hücre uzaması açısından yorumlayınız. Kısa Cevap: Oksinli agar solda bulunduğundan sol taraftaki hücreler daha fazla uzar ve koleoptil sağa eğilir. Böylece ışık olmadan da eşit olmayan oksin dağılımıyla yönelme oluşabilir. Detaylı Cevap: Deney karanlık ortamda yapıldığı için eğilme, ışığın yönünün algılanmasından kaynaklanmaz. Sol tarafa yerleştirilen agar, oksinin bu tarafta daha fazla bulunmasını sağlar. Sol taraftaki hücreler sağ taraftakilerden daha fazla uzayınca koleoptil sağa kıvrılır. Sonuç, eğilmenin doğrudan nedeninin iki taraftaki farklı hücre uzaması olduğunu gösterir.

920

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 130 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Duyu Reseptörleri ve Olay Kartları

28–31. soruların metin özeti: Duyu reseptörleri, iç veya dış ortamdan gelen uyarıları algılayarak sinyallere dönüştürür. Mekanoreseptörler dokunma, basınç ve titreşimleri; kemoreseptörler kimyasal maddeleri; termoreseptörler sıcaklık değişimlerini; nosiseptörler doku hasarıyla ilişkili uyarıları; fotoreseptörler ise ışığı algılar.

28. Soru: Olay kartlarından hareketle aşağıdaki tabloda yer alan boşlukları doldurunuz. Kısa Cevap: On olay kartının uyaranın enerji türü, reseptör tipi, duyu organı ve gerekçesi aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Kart ve olay Uyaranın enerji türü Reseptör tipi Duyu organı Gerekçe
A – Sıcak fincana dokunma Fiziksel: termal. Termoreseptör. Deri. Fincana temas edildiğinde derideki sıcaklık artışı algılanır. Sıcaklık zarar verecek düzeydeyse ağrı reseptörleri de uyarılabilir.
B – Siren sesini duyma Fiziksel: mekanik. Mekanoreseptör. Kulak; iç kulaktaki salyangoz. Sesin oluşturduğu titreşimler, salyangozdaki tüy hücreleri tarafından algılanır.
C – Limonu koklama Kimyasal. Kemoreseptör. Burun; koku epiteli. Limondan yayılan uçucu koku molekülleri, koku reseptörlerini uyarır.
Ç – Tuzlu tadı alma Kimyasal. Kemoreseptör. Dil; tat tomurcukları. Tükürükte çözünen tuzun iyonları, tat alıcı hücrelerini uyarır.
D – Karanlıkta yıldızları görme Elektromanyetik: ışık. Fotoreseptör; özellikle çubuk hücreleri. Göz; retina. Yıldızlardan gelen ışık retinadaki fotoreseptörler tarafından algılanır. Düşük ışıkta çubuk hücreleri etkilidir.
E – Diken batması Fiziksel: mekanik. Nosiseptör (ağrı reseptörü). Deri. Dikenin oluşturduğu doku zedelenmesi, ağrı reseptörlerini uyarır.
F – Rüzgârın yüzü serinletmesi Fiziksel: termal. Termoreseptör. Deri. Rüzgârın etkisiyle deri yüzeyindeki sıcaklığın azalması algılanır.
G – Parmak ucundaki basınç hissi Fiziksel: mekanik. Mekanoreseptör. Deri. Basıncın oluşturduğu mekanik değişim, derideki alıcıları uyarır.
Ğ – Asansörde dengenin bozulması Fiziksel: mekanik. Mekanoreseptör. İç kulak; özellikle otolit organları. Asansörün hızlanması veya yavaşlamasıyla oluşan doğrusal ivme değişimi, dengeyle ilişkili tüy hücrelerini uyarır.
H – Nane şekerinin serinliğinin algılanması Kimyasal. Cevap anahtarına göre kemoreseptör. Serinlik hissinde mentole duyarlı soğuk alıcıları etkilidir. Ağız ve dil mukozası. Mentol, sıcaklığın gerçekten düşmesi gerekmeden soğuğa duyarlı alıcıları etkinleştirerek serinlik hissi oluşturabilir.

H kartı için açıklama: Kitabın cevap anahtarı bu olayı kimyasal uyaran ve kemoreseptör olarak sınıflandırır. Ancak nane şekerinin oluşturduğu serinlik, yalnızca tat algısı değildir. Mentol, soğuğa duyarlı TRPM8 alıcılarını da etkinleştirir. Bu nedenle ağız sıcaklığı düşmeden serinlik hissedilebilir.

29. Soru: Olay kartlarını enerji türüne göre üç gruba ayırarak listeleyiniz. Kısa Cevap: Fiziksel uyaranlar: A, B, E, F, G ve Ğ.
Kimyasal uyaranlar: C, Ç ve H.
Elektromanyetik uyaran: D. Detaylı Cevap: Fiziksel: Sıcak fincana dokunma ve rüzgârın serinletmesi sıcaklık değişimiyle; siren sesi, diken batması, parmak ucundaki basınç ve asansördeki denge değişimi mekanik etkilerle ilişkilidir.
Kimyasal: Limon kokusu, tuzlu tat ve nane şekerinin serinliği kimyasal maddelerin alıcıları uyarmasıyla oluşur.
Elektromanyetik: Yıldızları görmede uyaran, yıldızlardan gelen ışıktır.

1020

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 131 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Duyuların Sınıflandırılması ve Görüntünün İşlenmesi

30. Soru: Kendiniz bir ölçüt seçerek (“Duyunun işlevi: korunma/beslenme/yön bulma” ya da “Organ: göz/kulak/deri…”) ölçütünüzü bir cümleyle tanımlayınız ve kartları bu ölçüte göre gruplandırınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Ölçütüm: Olay kartlarını uyaranın algılandığı duyu organına göre gruplandırıyorum.
Deri: A, E, F ve G.
Kulak: B ve Ğ.
Burun: C.
Dil ve ağız: Ç ve H.
Göz: D. Detaylı Cevap: Bu sınıflandırmada uyaranın enerji türünü değil, algılandığı organı temel aldım. Örneğin sıcaklık, ağrı ve basınç farklı reseptörlerle algılansa da ilgili kartlarda bu alıcılar deride bulunduğu için aynı gruptadır. İşitme ve denge alıcıları ise iç kulakta bulunduğundan B ve Ğ kartlarını birlikte gruplandırdım.

31. Soru: Oluşturduğunuz her gruba kısa, anlamlı bir etiket veriniz ve bir tablo oluşturarak etiketi yazınız (“Korunma-tehlike algısı”, “Beslenme-avlanma”, “Yön bulma-denge” vb.). Kısa Cevap: (Örnek cevap) 30. soruda seçtiğim organ ölçütüne uygun olarak “Deri duyuları”, “İşitme ve denge”, “Koku algısı”, “Ağız içi duyular” ve “Görme” etiketlerini kullandım.

Grup etiketi Duyu organı Olay kartları Gruptaki olaylar
Deri duyuları Deri. A, E, F, G. Sıcak fincana dokunma, diken batması, rüzgârın yüzü serinletmesi ve parmak ucundaki basınç hissi.
İşitme ve denge Kulak. B, Ğ. Siren sesini duyma ve asansörde dengenin bozulması.
Koku algısı Burun. C. Limonu koklama.
Ağız içi duyular Dil ve ağız mukozası. Ç, H. Tuzlu tadı alma ve nane şekerinin serinliğini algılama.
Görme Göz. D. Karanlıkta yıldızları görme.

Açıklama: Grup etiketleri, 30. soruda seçilen ölçütle uyumlu olmalıdır. Farklı bir ölçüt seçilirse kartlar gerekçelendirilerek farklı biçimde gruplandırılabilir.

32. sorunun bağlamı: Gözde retina, dijital fotoğraf makinesinde sensör ışığı algılayarak elektriksel sinyallere dönüştürür. Görsel bilginin anlamlı bir görüntü olarak değerlendirilmesi için bu sinyallerin iletilmesi ve işlenmesi gerekir. Gözde bu süreç sinir sistemiyle, dijital kamerada ise elektronik devreler ve görüntü işlemcisiyle gerçekleştirilir.

32. Soru: Buna göre görüntünün “doğru” algılanmasının yalnızca algılayıcı yüzeyin (retina/sensör) çalışmasına değil sinyali işleyen birime de (beyin/görüntü işlemcisi) bağlı olduğunu nasıl açıklarsınız? Açıklamanızı retinası sağlıklı, optik sinirin iletimi bozulmuş bir göz ve sensörü sağlam ama görüntü işlemcisi arızalı bir kamera örnekleri üzerinden gerekçelendirerek yapınız. Kısa Cevap: Görüntünün doğru algılanması için algılama, iletim ve işleme basamakları birlikte çalışmalıdır. Sağlam bir retina veya sensör, bilgi iletilemiyor ya da işlenemiyorsa tek başına yeterli değildir. Detaylı Cevap: Retinası sağlıklı, optik sinirin iletimi bozulmuş göz: Retina ışığı algılayıp sinyal oluşturabilir. Ancak optik sinirde iletim bozulduğunda bu bilgi beyne sağlıklı biçimde ulaşamaz. Bu nedenle retina sağlam olsa bile normal görme gerçekleşmeyebilir.
Sensörü sağlam, görüntü işlemcisi arızalı kamera: Sensör ışığı algılayıp elektriksel veri oluşturabilir. Fakat görüntü işlemcisi bu verileri doğru şekilde işleyemediğinde görüntü bozuk oluşabilir veya hiç oluşturulamayabilir.
Sonuç: Algılayıcı, görüntü oluşumunun ilk basamağıdır. Normal görme veya doğru kamera görüntüsü için bilginin iletilmesi ve uygun biçimde işlenmesi de gereklidir.

1120

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 132 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Sinaps İletimi

33–34. soruların görsel açıklaması: Üstteki pembe yapı akson ucunu, içindeki yuvarlak yapılar sinaptik kesecikleri, küçük turuncu noktalar nörotransmitter maddeleri gösterir. İki hücre arasındaki alan sinaps boşluğudur. Alttaki mavi yapı karşı hücreyi, zarındaki yeşil yapılar ise reseptörleri temsil eder.

33. Soru: Uyartı akson ucuna ulaştıktan sonra sinaps iletiminde gerçekleşen olayların doğru sırasını yazınız. Kısa Cevap: Nörotransmitterlerin salınması → sinaps boşluğunda yayılması → karşı hücrenin reseptörlerine bağlanması → karşı hücrede elektriksel yanıt oluşması. Uyarıcı etki eşik değere ulaşırsa yeni uyartı başlar. Detaylı Cevap: 1. Uyartı akson ucuna ulaştığında voltaja duyarlı kalsiyum kanalları açılır ve hücre içine kalsiyum iyonları girer.
2. Kalsiyum girişi, sinaptik keseciklerin hücre zarıyla birleşmesini sağlar. Nörotransmitterler ekzositozla sinaps boşluğuna salınır.
3. Nörotransmitterler sinaps boşluğunda difüzyonla yayılır.
4. Karşı hücrenin zarındaki uygun reseptörlere bağlanarak iyon kanallarının çalışmasını etkiler.
5. Karşı hücrenin zar potansiyeli değişir. Uyarıcı etkinin eşik değere ulaşması durumunda yeni bir uyartı oluşur.

Önemli bilgi: Bu kimyasal sinapsta elektriksel uyartı, iki hücre arasındaki boşluktan doğrudan atlamaz. Sinaps boşluğundaki aktarım nörotransmitter maddelerle gerçekleşir.

34. Soru: Nörotransmitter madde salınsa bile reseptörler çalışmıyorsa iletim hangi basamakta durur? Açıklayınız. Kısa Cevap: İletim, nörotransmitterin reseptöre bağlanarak karşı hücrede yanıt oluşturması basamağında aksar. Reseptörler işlevsizse karşı hücrede gerekli elektriksel yanıt oluşmaz. Detaylı Cevap: Nörotransmitterler salınıp sinaps boşluğunda yayılabilir. Ancak reseptörler çalışmadığında bu kimyasal mesaj, karşı hücrede uygun iyon kanalı değişimine dönüştürülemez. Bu nedenle maddenin salınması tek başına iletim için yeterli değildir; karşı hücrenin mesajı alıp yanıt oluşturması da gerekir.

Loş Işıkta Görme – Çubuk ve Koni Hücreleri

35. sorunun durumu: Bir öğrencide loş ortamda ciddi görme zorluğu bulunmaktadır. Bu öğrenci renk ve şekilleri gündüz normal olarak görmektedir, parlak ışıkta görme sorunu yoktur.

35. Soru (a): Öğrencinin görme sorununun nedenlerini ve sonuçlarını açıklayınız. Kısa Cevap: Öğrencinin çubuk hücrelerinin işlevinde sorun olabilir. Bu durum loş ışıkta nesneleri ayırt etmeyi zorlaştırır. Gündüz renk ve şekilleri normal görmesi ise koni hücrelerinin işlevlerinin korunmuş olabileceğini düşündürür. Detaylı Cevap: Neden: Retinadaki çubuk hücreleri düşük ışıkta görmede etkilidir. Koni hücreleri ise yeterli ışıkta renklerin ve ince ayrıntıların algılanmasını sağlar. Sorunun özellikle loş ortamda ortaya çıkması, çubuk hücrelerinin veya bunlarla ilişkili görme süreçlerinin işlevindeki bir aksaklıkla açıklanabilir.
Sonuç: Öğrenci loş sınıfta ve karanlık ortamlarda nesneleri, engelleri ve çevresindeki ayrıntıları seçmekte zorlanabilir. Bu durum yön bulmayı ve güvenli hareket etmeyi güçleştirebilir. Aydınlıkta ise koni hücrelerinin katkısıyla renk ve şekil algısı normal kalabilir.

1220

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 133 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Görme ve Duyu Reseptörleri

35. sorunun devamı: Öğrenci loş ortamda ciddi görme güçlüğü yaşamakta, gündüz ise renk ve şekilleri normal görmektedir.

35. Soru (b): Güneşli açık alan ile loş sınıf koşullarında görüntünün netlik ve renk algısı nasıl değişir? Gerekçelendirerek açıklayınız. Kısa Cevap: Güneşli açık alanda koni hücrelerinin katkısıyla renk ve ayrıntı algısı normaldir. Loş sınıfta ise çubuk hücreleriyle ilişkili olabilecek sorun nedeniyle nesneleri ayırt etmek zorlaşır; renkler de aydınlık ortamdaki kadar belirgin algılanmaz. Detaylı Cevap: Güneşli ortam: Yeterli ışıkta koni hücreleri etkin çalışır. Bu nedenle öğrenci renkleri ve şekilleri normal olarak ayırt edebilir. Göz bebeği daralarak göze giren ışık miktarını sınırlar.
Loş sınıf: Düşük ışıkta görmede çubuk hücrelerinin katkısı önemlidir. Bu hücrelerin işlevinde sorun varsa öğrenci nesneleri ve ayrıntıları seçmekte güçlük yaşar. Göz bebeğinin genişlemesi, alıcılardaki işlev sorununu tek başına gidermez. Ayrıca düşük ışıkta konilerin katkısı azaldığından renk algısı da zayıflar.

36. Soru: Aşağıdaki örnek durumlar için tabloda verilen uyaranın enerji türünü, etkilenen reseptör tipini, reseptörün duyu organında bulunduğu yeri ve gerekçesini ilgili alana yazınız. Kısa Cevap: Beş durumun uyaran türü, reseptörü, reseptörün bulunduğu yer ve gerekçesi aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Durum Uyaranın enerji türü Etkilenen reseptör tipi Reseptörün duyu organında bulunduğu yer Gerekçe
Parlak gün ışığına bakmak Elektromanyetik: ışık. Fotoreseptör; özellikle koni hücreleri. Gözün retina tabakası. Işık, retinadaki fotoreseptörleri uyarır. Aydınlık ortamda renk ve ayrıntı algısında koniler etkilidir.
Davul sesi duymak Fiziksel: mekanik. Mekanoreseptör. İç kulakta, salyangozdaki Corti organının tüy hücreleri. Ses titreşimlerinin oluşturduğu hareket, tüy hücrelerini uyarır.
Portakal kabuğunu koklamak Kimyasal. Kemoreseptör. Burun boşluğunun üst bölümündeki koku epiteli. Portakal kabuğundan yayılan uçucu moleküller, koku reseptörlerini uyarır.
Deniz esintisinin yüzü soğutması Fiziksel: termal. Termoreseptör. Derideki sıcaklık değişimine duyarlı sinir uçları. Deri yüzeyindeki sıcaklık azalması algılanır.
İğne batması Fiziksel: mekanik. Nosiseptör (ağrı reseptörü). Derideki serbest sinir uçları. İğnenin oluşturduğu doku zedelenmesi, ağrı reseptörlerini uyarır.

37–38. soruların metin özeti: Deneyde parlak ışık tutulunca göz bebeğinin küçüldüğü, sıcak ortamda terlemenin başladığı, nezle sırasında yemeklerin lezzetinin tam algılanamadığı ve gürültülü ortamda konuşmaları ayırt etmenin zorlaştığı gözlenmiştir.

37. Soru: Deneyde belirtilen reseptör tiplerini (fotoreseptör, mekanoreseptör, kemoreseptör, termoreseptör vb.) ve reseptörlerin bulunduğu duyu organlarını aşağıda verilen alana yazınız. Kısa Cevap: Fotoreseptör: Göz.
Termoreseptör: Deri.
Kemoreseptör: Burun ve dil.
Mekanoreseptör: Kulak.

Deneydeki durum Reseptör tipi Reseptörün bulunduğu duyu organı
Parlak ışık tutulduğunda göz bebeğinin küçülmesi. Fotoreseptör. Göz; retina.
Sıcak ortama girildiğinde terlemenin başlaması. Termoreseptör. Deri.
Nezle sırasında yemeklerin lezzetinin tam algılanamaması. Kemoreseptör. Burun ve dil.
Yüksek sesli ortamda konuşmaların ayırt edilmesinin zorlaşması. Mekanoreseptör. Kulak; iç kulaktaki salyangoz.

Açıklama: Besinlerin lezzetinin algılanmasında tat ve koku birlikte etkilidir. Nezlede koku algısının azalması, tat alıcıları çalışsa bile lezzetin tam algılanmasını güçleştirebilir. Terlemenin düzenlenmesinde ise derideki sıcaklık alıcılarının yanında vücudun iç sıcaklığını izleyen merkezî alıcılar da rol oynar.

1320

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 134 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Duyu Reseptörleri ve Sinir Sistemi

38. sorunun bağlamı: Önceki sayfadaki deneyde parlak ışıkta göz bebeğinin küçüldüğü, sıcak ortamda terlemenin başladığı, nezlede yemeklerin lezzetinin tam algılanamadığı ve gürültülü ortamda konuşmaları ayırt etmenin zorlaştığı gözlenmiştir.

38. Soru: Bu deneyden yola çıkarak duyu reseptörlerinin sinir sistemi ile etkileşiminin organizmanın çevreye uyumundaki önemini açıklayınız. Kısa Cevap: Duyu reseptörleri çevredeki değişiklikleri algılar. Sinir sistemi bu bilgileri değerlendirerek koruyucu ve düzenleyici tepkiler oluşturur. Böylece çevreye uyum ve vücudun iç dengesinin korunması sağlanır. Detaylı Cevap: Parlak ışıkta göz bebeğinin küçülmesi, göze giren ışık miktarını sınırlar.
Sıcak ortamda terlemenin başlaması, terin buharlaşmasıyla vücudun soğumasına yardımcı olur.
Tat ve koku bilgilerinin birlikte değerlendirilmesi, besinlerin tanınmasını ve lezzetlerinin algılanmasını sağlar.
İşitme sayesinde çevredeki sesler algılanır; konuşmaların ve uyarıların değerlendirilmesi mümkün olur.
Bu örnekler, uyaranın algılanması, bilginin işlenmesi ve uygun tepkinin oluşturulmasının birbirini tamamladığını gösterir.

Hayvanlarda Sinir Sistemi – Elektrik Devresi Benzetmesi

39–41. soruların metin özeti: Bir mühendis, hayvanlardaki sinir sistemlerini elektrik devreleriyle karşılaştırmaktadır. Basit devrelerin kontrolü sınırlıyken çok sayıda bağlantı, sensör ve işlemci içeren devreler farklı bilgileri değerlendirerek daha çeşitli işlemler gerçekleştirebilir. Bu benzetme, sinir sistemlerindeki bağlantıların ve kontrol merkezlerinin işlevlerini açıklamak için kullanılmaktadır.

39. Soru: Bu analojiye göre sünger, sölenter, yassı solucan, eklem bacaklı ve omurgalıların sinir sistemi yapıları; basit devreden karmaşık entegre devrelere doğru ilerleyen hangi aşamalara karşılık gelmektedir? Açıklayınız. Kısa Cevap: Sünger: Sinir sistemi bulunmaz.
Sölenter: Ağsı sinir sistemi.
Yassı solucan: İp merdiveni sinir sistemi.
Eklem bacaklı: Gangliyonlu sinir sistemi.
Omurgalı: Beyin ve omurilikle merkezî kontrol sağlayan sinir sistemi.

Canlı grubu Sinir sistemi yapısı Elektrik devresi benzetmesi ve açıklaması
Sünger Özelleşmiş sinir hücreleri ve sinir sistemi bulunmaz. Sinirsel bir devreye doğrudan karşılık verilemez. Tepkiler, hücreler arasındaki iletişim ve koordinasyonla gerçekleşir.
Sölenter Ağsı sinir sistemi bulunur; belirgin bir merkezî kontrol yapısı yoktur. Uyarının farklı yönlere yayılabildiği basit bir bağlantı ağına benzetilebilir.
Yassı solucan Ön bölümde gangliyonlar, boyuna sinir kordonları ve bunları bağlayan enine bağlantılar bulunur. Birbirine bağlı hatları ve başlangıç düzeyinde kontrol merkezleri olan daha düzenli bir devreye benzetilebilir.
Eklem bacaklı Baş bölgesindeki ve vücut bölümlerindeki gangliyonlar, sinir kordonlarıyla bağlantılıdır. Farklı bölgelerdeki işlevleri düzenleyen yerel kontrol birimlerine sahip çoklu devrelere benzetilebilir.
Omurgalı Beyin, omurilik ve çevresel sinirler bulunur. Duyusal bilgileri merkezde değerlendiren, organların çalışmalarını eş güdümleyen işlemcili ve sensörlü karmaşık bir sisteme benzetilebilir.

40. Soru: Bu analojiye göre omurgalı hayvanların farklı beyin yapılarındaki gelişim özellikleri ile elektrik devrelerinin basit bağlantılardan mikroişlemcili, sensörlü ve entegre devrelerle donatılmış karmaşık yapılara dönüşmesi arasında nasıl bir benzerlik kurulabilir? Açıklayınız. Kısa Cevap: Beyin bölgelerinin farklı işlevler için özelleşmesi ve birbirleriyle bağlantılı çalışması, farklı sensörlerden gelen verileri değerlendiren işlemcili devrelere benzer. Detaylı Cevap: Omurgalılarda görme, koku, denge, hareket ve öğrenmeyle ilişkili beyin bölgelerinin göreli gelişmişliği yaşam biçimine göre değişebilir. Bu bölgeler farklı bilgileri işlerken birbirleriyle bağlantılı çalışarak uygun davranışı düzenler.
Elektronik sistemlerde de sensörler farklı verileri toplar; işlem birimleri bu verileri değerlendirerek ilgili parçaların çalışmasını yönetir. Benzetmenin ortak noktası, iş bölümü, bilgi işleme ve eş güdümlü kontrol sağlamaktır.

41. Soru: Bu analoji üzerinden sinir sisteminin karmaşıklığı arttıkça canlıların davranış çeşitliliği ve çevreye uyum becerisinde nasıl bir değişim olabileceği hakkındaki çıkarımınızı yazınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Sinir sisteminin bağlantıları ve bilgi işleme kapasitesi arttıkça davranış çeşitliliği ve değişen koşullara uygun tepki geliştirme kapasitesi artabilir. Detaylı Cevap: Farklı duyulardan gelen bilgilerin birlikte değerlendirilmesi; besin bulma, tehlikeden kaçınma, yön bulma ve iletişim kurma gibi davranışların çeşitlenmesini sağlayabilir. Öğrenme ve deneyimlerden yararlanma da çevresel değişikliklere daha esnek tepkiler verilmesine katkıda bulunabilir. Bununla birlikte her canlının uyumu kendi yaşam ortamı ve ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

1420

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 135 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Sinir Sistemi Yapıları ve Görevleri

42–44. soruların metin özeti: Nöronlar, sinir sisteminin temel birimleridir. Dendritler uyarıları alır, aksonlar uyartıyı iletir. Duyu, ara ve motor nöronlar bilgi aktarımında farklı görevler üstlenir. Beyincik denge ve hareketlerin koordinasyonunda, hipotalamus iç dengenin korunmasında etkilidir. Çevresel sinir sistemi, merkezî sinir sistemi ile organlar arasında iletişim sağlar.

42. Soru: Öğrencinin araştırmasında ulaştığı tespitlerden yararlanıp, insanda sinir sistemine ait yapısal parçaları aşağıdaki görseller üzerinde isimlendirerek bunların işlevlerini açıklayınız. Kısa Cevap: Görsellerdeki 1–12 numaralı yapıların adları ve temel işlevleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Numara Yapının adı Temel işlevi
1 Dendrit Diğer hücrelerden gelen uyarıları alarak hücre gövdesine iletir.
2 Schwann hücresi Çevresel sinir sisteminde akson çevresinde miyelin kılıf oluşturur. Miyelin, uyartı iletiminin hızlanmasına katkı sağlar.
3 Akson Uyartıyı hücre gövdesinden akson uçlarına doğru iletir.
4 Akson ucu Nörotransmitter salgılayarak sinyali başka bir nörona, kas hücresine veya salgı bezi hücresine aktarır.
5 Beyincik Denge, duruş ve kas hareketlerinin koordinasyonunda görev yapar.
6 Pons Beyin bölgeleri arasında bilgi aktarımına ve solunumun düzenlenmesine katkı sağlar.
7 Omurilik soğanı Solunum, kalp atımı ve kan basıncı gibi yaşamsal işlevleri; yutma, öksürme ve hapşırma gibi refleksleri düzenler.
8 Omurilik Beyin ile vücut arasında uyartı iletimini sağlar. Birçok refleksin merkezidir.
9 Duyu nöronu Reseptörlerden aldığı uyartıyı merkezî sinir sistemine taşır.
10 Ara nöron Merkezî sinir sisteminde nöronlar arasında bağlantı kurar ve bilgilerin işlenmesine katkı sağlar.
11 Motor nöron Merkezî sinir sisteminden gelen sinyali kas veya salgı bezi gibi efektör yapılara iletir.
12 Efektör organ (kas) Motor nörondan gelen sinyale kasılarak yanıt verir ve hareket tepkisini oluşturur.

43. Soru: İsimlendirdiğiniz bölümlerin işlevlerini açıklayınız. Kısa Cevap: 1. Dendrit: Uyarıları alır ve hücre gövdesine iletir.
2. Schwann hücresi: Çevresel sinir sisteminde miyelin kılıf oluşturur.
3. Akson: Uyartıyı akson uçlarına doğru iletir.
4. Akson ucu: Nörotransmitter salgılayarak sonraki hücreye sinyal aktarır.
5. Beyincik: Dengeyi ve hareketlerin koordinasyonunu düzenler.
6. Pons: Beyin bölgeleri arasındaki iletişime ve solunumun düzenlenmesine katkı sağlar.
7. Omurilik soğanı: Yaşamsal işlevleri ve bazı refleksleri düzenler.
8. Omurilik: Beyin-vücut arasında iletim sağlar ve birçok refleksi yönetir.
9. Duyu nöronu: Reseptörlerden gelen uyartıyı merkezî sinir sistemine taşır.
10. Ara nöron: Merkezî sinir sisteminde bağlantı kurar ve bilgi işlenmesine katılır.
11. Motor nöron: Merkezden gelen sinyali efektör yapıya taşır.
12. Kas: Kasılarak hareket tepkisini gerçekleştirir.

Yapılar arasındaki ilişki: Görseldeki refleks yayında bilgi duyu nöronu → ara nöron → motor nöron → kas sırasıyla aktarılır. Böylece algılanan uyarana uygun hareket tepkisi oluşur.

1520

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 136 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Sinir Sisteminin Organizasyonu

44. Soru: İnsan sinir sisteminin yüksek düzeyde organizasyona sahip olmasının canlı için avantajlarını açıklayınız. Kısa Cevap: İnsan sinir sisteminin gelişmiş organizasyonu; duyusal bilgilerin değerlendirilmesini, hareketlerin koordinasyonunu, öğrenmeyi, hafızayı ve iç dengenin korunmasını sağlar. Detaylı Cevap: Farklı sinir sistemi yapıları görev paylaşımı yaparak birlikte çalışır. Duyu organlarından gelen bilgiler değerlendirilir ve uygun tepkiler oluşturulur. Beyincik hareketlerin koordinasyonuna, hipotalamus vücudun iç dengesinin korunmasına katkı sağlar. Öğrenme ve hafıza sayesinde geçmiş deneyimlerden yararlanılır. Merkezî ve çevresel sinir sisteminin bağlantılı çalışması, organlar arasında hızlı iletişim ve eş güdüm sağlar.

Refleks Yayı ve Koruyucu Tepkiler

45–47. soruların metin özeti: Refleks, belirli bir uyarana karşı oluşan hızlı ve istemsiz tepkidir. Uyartının izlediği yola refleks yayı denir. Sıcak nesneden elin çekilmesi örneğinde duyu, ara ve motor nöronlar görev alır. Diz kapağı refleksinin temel yayı ise duyu ve motor nöron arasında doğrudan bağlantı içerir.

45. Soru: Metindeki üç nöronlu refleks yayıyla ilgili örnek olayda refleksin gerçekleşme sürecini aşamalar hâlinde açıklayınız. Kısa Cevap: Uyarı → reseptör → duyu nöronu → omurilikte ara nöron → motor nöron → kasın kasılması → elin çekilmesi. Detaylı Cevap: 1. Sıcak nesneye dokunulduğunda derideki alıcılar uyarılır. Zarar verebilecek sıcaklık, ağrı reseptörlerini de etkinleştirir.
2. Oluşan uyartı duyu nöronuyla omuriliğe taşınır.
3. Omurilikte ara nöron, duyu nöronundan gelen bilgiyi motor nörona aktarır.
4. Motor nöron, sinyali elin çekilmesini sağlayan kaslara iletir.
5. Kaslar kasılır ve el sıcak nesneden hızla uzaklaştırılır.
Bu sırada bilgi beyne de ulaşır. Ancak elin çekilmesi için bilinçli karar verilmesi beklenmez.

46. Soru: Refleks yayında görev yapan nöronların işlevlerini birbirleriyle ilişkili olarak ifade ediniz. Kısa Cevap: Duyu nöronu uyartıyı reseptörden omuriliğe taşır. Ara nöron omurilikte duyu ve motor nöron arasında bağlantı kurar. Motor nöron sinyali kasa ileterek tepkinin oluşmasını sağlar.

Nöron türü Refleks yayındaki görevi Diğer yapılarla ilişkisi
Duyu nöronu Reseptörlerden gelen uyartıyı merkezî sinir sistemine taşır. Bu örnekte derideki alıcılardan gelen bilgiyi omurilikteki ara nörona aktarır.
Ara nöron Merkezî sinir sisteminde bağlantı kurar ve bilginin işlenmesine katılır. Duyu nöronundan gelen bilgiyi motor nörona aktarır.
Motor nöron Merkezî sinir sisteminden gelen sinyali efektör organa taşır. Kasları uyararak elin çekilmesini sağlar.

47. Soru: Reflekslerin vücudu korumada ve homeostaziye katkı sağlamada nasıl bir rol oynadığını kendi cümlelerinizle ifade ediniz. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Refleksler, hızlı ve istemsiz tepkilerle vücudun zarar görmesini azaltır. İç organların çalışmalarının düzenlenmesine katkı sağlayarak homeostaziyi destekler. Detaylı Cevap: Sıcak nesneden elin çekilmesi, sıcak yüzeyle temas süresini azaltarak yanık riskini sınırlar. Göz kırpma refleksi gözün korunmasına, göz bebeği refleksi göze giren ışığın ayarlanmasına yardımcı olur. Kan basıncını düzenleyen refleksler gibi iç organlarla ilişkili tepkiler de vücudun iç koşullarının dengede tutulmasına katkı sağlar.

1620

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 137 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Destek ve Hareket Sistemi

48–50. soruların metin özeti: Ağırlık kaldıran sporcu, kolundaki bükücü ve açıcı kasların, dirsek ekleminin ve kemiklerin kaldıraç sistemi gibi çalıştığını gözlemlemiştir. Futbolcu da topa vururken bacak kaslarının, diz ekleminin ve kemiklerin eş güdümlü çalıştığını fark etmiştir.

48. Soru: Sporcuların gözlemlerinden hareketle iskelet, kas ve eklemlerin birlikte çalışmasının hareketin oluşumu açısından neden gerekli olduğunu açıklayınız. Kısa Cevap: Kaslar kuvvet üretir, kemikler kaldıraç görevi görür, eklemler ise kemiklerin hareket etmesini sağlar. Hareket, bu yapıların eş güdümlü çalışmasıyla oluşur. Detaylı Cevap: Kasların kasılmasıyla oluşan kuvvet, tendonlar aracılığıyla kemiklere aktarılır. Kemikler, eklemler çevresinde hareket eder. Örneğin ağırlık kaldırırken dirseğin bükülmesinde bükücü kaslar etkinleşir; karşıt görevli açıcı kasların etkinliği de hareketle uyumlu biçimde düzenlenir. Topa vururken bacak kasları, kemikler ve eklemler birlikte çalışır. Kas, kemik veya eklemlerden birinin işlevinin bozulması hareketi sınırlandırabilir.

49. Soru: Kas, kemik ve eklemlerin kaldıraç sisteminde olduğu gibi uyumlu şekilde çalışmasının biyolojik açıdan insana sağladığı kolaylıkları açıklayınız. Kısa Cevap: Kaldıraç sistemi gibi çalışma, hareketin özelliğine göre kuvvet, hız veya hareket mesafesi açısından avantaj sağlar. Yük kaldırma, yürüme, koşma ve nesneleri kontrollü kullanmayı kolaylaştırır. Detaylı Cevap: Kemikler kaldıraç kolu, eklemler destek noktası, kaslar ise kuvvet kaynağı gibi çalışır. Kuvvetin ve yükün ekleme olan uzaklığı, hareketin mekanik özelliklerini belirler. Bazı düzenekler kuvvet açısından, bazıları hız ve hareket genişliği açısından avantaj sağlar. Her kaldıraç aynı anda hem kuvvet hem hız kazancı sağlamaz. Kasların uyumlu çalışması, hareketlerin dengeli ve kontrollü yapılmasına yardımcı olur.

50. Soru: Farklı hareketlerde (örneğin ağırlık kaldırma, koşma ve çiğneme) kas, eklem ve kemiklerin yapısal özelliklerinin nasıl değişebileceğini açıklayınız. Kısa Cevap: Farklı hareketlerde görev alan yapıların kas büyüklükleri, kemik biçimleri, kasların bağlanma yerleri ve eklemlerin hareket olanakları farklıdır. Bu özellikler, ilgili hareketin kuvvet ve hareket genişliği gereksinimlerine uygundur. Detaylı Cevap: Ağırlık kaldırmada kol kasları ve dirsek eklemi, koşmada bacak kasları ile kalça, diz ve ayak bileği eklemleri, çiğnemede ise çene kasları ve çene eklemi birlikte çalışır. Buradaki farklılık, aynı yapının her hareket sırasında başka bir şekle dönüşmesi değildir; farklı hareketlerde farklı yapısal düzeneklerin kullanılmasıdır.

Hareket Görev alan başlıca yapılar Yapısal özelliklerin harekete katkısı
Ağırlık kaldırma Kolun bükücü ve açıcı kasları, kol ve ön kol kemikleri, dirsek eklemi. Kasların bağlanma yerleri ve dirseğin bükülüp açılmaya uygun yapısı, yükün kaldırılmasını ve kontroll
1720

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 138 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Kas Kasılması ve Model Tasarımı

51–54. soruların bağlamı: Önceki sayfada kasılma ve gevşeme, perde kapatma ve açma hareketine benzetilmiştir. Bu model, sarkomerin uzunluğundaki değişimi anlatmak için kullanılır. Ancak kasılmada aktin ve miyozin ipliklerinin kendileri kısalmaz; birbirlerinin üzerinde kayarlar.

51. Soru: Bu modeli kullanarak iskelet kaslarının kasılma ve gevşeme mekanizmasını kendi cümlelerinizle açıklayınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Modeldeki yaklaşma hareketine benzer şekilde kasılmada Z çizgileri birbirine yaklaşır ve sarkomer kısalır. Gevşemede sarkomer yeniden uzayabilir. Her iki durumda da aktin ve miyozin ipliklerinin boyları değişmez. Detaylı Cevap: Kasılmada miyozin başları aktine bağlanarak aktin ipliklerini sarkomerin merkezine doğru çeker. İpliklerin örtüşmesi artar ve Z çizgileri yaklaşır. I bandı ve H bölgesi daralır; A bandının uzunluğu değişmez.
Kasılma uyarısı sona erdiğinde kalsiyum iyonları sarkoplazmik retikuluma geri alınır ve aktin-miyozin etkileşimi durur. Karşıt kasların ve elastik yapıların etkisiyle sarkomer eski uzunluğuna dönebilir. Perde modeli bu uzunluk değişimini temsil eder; moleküler mekanizmanın tamamını göstermez.

52. Soru: İskelet kaslarının kasılma ve gevşeme mekanizmasını açıklamak için günlük hayatla ilişkilendirebileceğiniz bir model tasarlayarak yazınız (makara sistemi, cırt cırt bant vs.). Kısa Cevap: (Örnek cevap) Kaydırılan cetveller modeli tasarlarım. İki cetvel aktini, ortadaki sabit şerit miyozini temsil eder. Cetveller merkeze kaydırıldığında dış uçlar yaklaşır ve örtüşme artar; cetvellerin boyları değişmez. Detaylı Cevap: Malzemeler: İki eş cetvel, bir karton şerit, iki küçük kart ve renkli kalemler.
Kurulum: Karton şeridi ortaya yerleştirip “miyozin” olarak adlandırırım. Cetvelleri şeridin iki yanına, üzerinde kayabilecek biçimde koyarım. Cetvellerin dış uçlarına bağlı kartlar Z çizgilerini temsil eder.
Kasılma: Cetvelleri merkeze doğru kaydırırım. Şeritle örtüşmeleri artar ve Z çizgileri arasındaki uzaklık azalır.
Gevşeme: Cetvelleri dışa doğru kaydırarak Z çizgileri arasındaki uzaklığı artırırım.
Temel kural: Cetveller ve karton şerit kesilmez, bükülerek kısaltılmaz veya uzatılmaz; yalnızca konumları değişir.

53. Soru: Geliştirdiğiniz model ile bilimsel bir model olan Huxley’in kayan iplikler modelini karşılaştırarak modellerin benzerliklerini ve farklılıklarını yazınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Benzerlik: Her iki modelde de ipliklerin boyları değişmeden kayma ve örtüşme artışıyla sarkomer kısalır.
Farklılık: Cetvel modeli, miyozin başlarının hareketlerini ve ATP ile kalsiyumun rollerini ayrıntılı göstermez.

Karşılaştırma ölçütü Cetvel modeli Kayan iplikler modeli
İpliklerin uzunluğu Cetvellerin ve şeridin boyları değişmez. Aktin ve miyozin ipliklerinin boyları değişmez.
Kasılmanın gösterilmesi Cetveller merkeze kayar; örtüşme artar ve dış uçlar yaklaşır. Aktinler miyozinler üzerinde kayar; Z çizgileri yaklaşır ve sarkomer kısalır.
Kuvvetin oluşması Kaydırmayı modeli kullanan kişi gerçekleştirir. Kuvvet, miyozin başlarının aktinle etkileşimi sonucunda oluşur.
ATP ve kalsiyum Basit modelde doğrudan temsil edilmez. ATP çapraz köprü döngüsünde, kalsiyum ise aktin-miyozin etkileşiminin düzenlenmesinde görev yapar.
Açıklama düzeyi Kayma ve uzunluk değişimini somutlaştırır. Kasılmanın moleküler mekanizmasını açıklar.

54. Soru: Karşılaştırma sonucunda ulaştığınız bulgulara dayanarak metinde verilen örnek modeli nasıl geliştirebileceğinize dair öneriler yazınız. Kısa Cevap: (Örnek cevap) Perde modeline sabit uzunlukta aktin-miyozin parçaları, Z çizgileri, bant işaretleri ve tutunup ayrılan bağlantılar eklerim. ATP ve kalsiyumun rollerini açıklayan kartlar kullanırım. Detaylı Cevap: 1. Perde parçalarının boylarının değişmediğini, hareketin kaymayla gerçekleştiğini gösterecek bir düzenek kurarım.
2. Dış uçlara Z çizgilerini temsil eden işaretler eklerim; kasılmada bu işaretlerin yaklaşmasını sağlarım.
3. Örtüşme alanlarını farklı renklerle gösteririm. A bandının sabit kaldığını, I bandı ve H bölgesinin daraldığını işaretlerim.
4. Miyozin başlarını temsil eden küçük kancalar veya cırt cırt parçalar ekleyerek tutunma-ayrılmayı gösteririm.
5. ATP kartıyla çapraz köprü döngüsünü, kalsiyum kartıyla bağlanma bölgelerinin kullanılabilir hâle gelmesini temsil ederim.
Böylece model, yalnızca sarkomerin kısalmasını değil, kayma, örtüşme ve düzenleyici etkenleri de açıklayabilir.

1820

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 139 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Bağışıklığın Türleri

55–58. soruların metin özeti: Bağışıklık sistemi vücudu patojenlere karşı korur. Deri, mukoza ve fagositoz gibi doğuştan gelen savunmaların yanında belirli antijenlere özgü kazanılmış yanıtlar da bulunur. Bağışıklık, vücudun kendi yanıtını oluşturduğu aktif yollarla veya hazır antikorların alındığı pasif yollarla kazanılabilir.

55. Soru: Öğrencinin araştırmasında belirlediği bağışıklığın temel niteliklerini tanımlayınız. Kısa Cevap: Bağışıklık, vücudun patojenlere karşı savunma kapasitesidir. Doğal bağışıklık doğuştan gelen genel savunmaları, kazanılmış bağışıklık ise antijene özgü savunmayı kapsar. Aktif bağışıklıkta vücut kendi yanıtını oluşturur; pasif bağışıklıkta hazır antikor alınır. Detaylı Cevap: Doğal (doğuştan) bağışıklık: Belirli bir antijene özgü olmayan savunmadır. Deri, mukoza, fagositoz yapan hücreler ve doğal katil hücreler bu savunmaya katkı sağlar.
Kazanılmış bağışıklık: B ve T lenfositlerinin görev aldığı, belirli antijenlere özgü savunmadır. Aktif yanıt sonucunda gelişen hafıza hücreleri, aynı antijenle yeniden karşılaşmada daha hızlı yanıt verilmesini sağlayabilir.
Aktif bağışıklık: Hastalık geçirmek veya aşı olmak sonucunda vücudun kendi bağışıklık yanıtını oluşturmasıdır.
Pasif bağışıklık: Anne sütü, plasenta veya bağışıklık serumu yoluyla hazır antikor alınmasıdır. Koruma geçicidir; alıcıda bu yolla bağışıklık hafızası oluşmaz.

56. Soru: Bağışıklık sistemi yapılarından (deri, fagositoz yapan hücreler, B lenfositleri, T lenfositleri, antikorlar) her birinin hangi bağışıklık türünde görev yaptığını yazınız. Kısa Cevap: Doğal bağışıklık: Deri ve fagositoz yapan hücreler.
Kazanılmış bağışıklık: B lenfositleri, T lenfositleri ve antikorlar.

Yapı veya hücre Bağışıklık türü Temel görevi
Deri Doğal bağışıklık. Patojenlerin vücuda girişine karşı fiziksel ve kimyasal engel oluşturur.
Fagositoz yapan hücreler Doğal bağışıklık. Patojenleri ve yabancı maddeleri yutarak parçalar. Bazıları antijen sunarak kazanılmış yanıtın başlamasına da katkı sağlar.
B lenfositleri Kazanılmış bağışıklık; humoral savunma. Etkinleşip plazma hücrelerine dönüşerek antikor üretimini sağlar. Bir bölümü hafıza hücresine dönüşebilir.
T lenfositleri Kazanılmış bağışıklık. Yardımcı T hücreleri bağışıklık yanıtını düzenler; sitotoksik T hücreleri enfekte hücrelerin yok edilmesinde görev alır.
Antikorlar Kazanılmış bağışıklık; humoral savunma. Belirli antijenlere bağlanarak etkisizleştirmeye veya bağışıklık hücrelerince uzaklaştırılmalarına katkı sağlar.

57. Soru: Doğal-kazanılmış ve aktif-pasif bağışıklığı bir şema üzerinde gruplandırınız. Kısa Cevap: Bağışıklık, doğal ve kazanılmış olarak ayrılır. Kazanılmış bağışıklık ise kazanılma biçimine göre aktif ve pasif olarak gruplandırılır.

BAĞIŞIKLIK

  • Doğal (doğuştan) bağışıklık: Deri, mukoza, fagositoz yapan hücreler ve doğal katil hücreler.
  • Kazanılmış bağışıklık: Antijene özgü savunma; aktif ve pasif yollarla kazanılabilir.
Kazanılmış bağışıklık türü Doğal yolla kazanılma Yapay yolla kazanılma
Aktif bağışıklık Hastalık geçirmek. Aşı olmak.
Pasif bağışıklık Plasenta veya anne sütüyle antikor alınması. Bağışıklık serumu ile hazır antikor alınması.

Kavram ayrımı: “Doğal bağışıklık” burada doğuştan gelen savunmayı ifade eder. “Doğal yolla kazanılma” ise hastalık geçirmek veya anneden antikor almak gibi yolları belirtir. Bu iki kullanım aynı anlama gelmez.

58. Soru: Şemanızdaki grupları uygun kavramlarla (örneğin “doğal bağışıklık”, “aktif bağışıklık”, “pasif bağışıklık”) etiketleyiniz. Kısa Cevap: Ana başlık “Bağışıklık” olmalıdır. İlk dallar “Doğal bağışıklık” ve “Kazanılmış bağışıklık”; kazanılmış bağışıklığın alt dalları ise “Aktif bağışıklık” ve “Pasif bağışıklık” olarak etiketlenmelidir. Detaylı Cevap: Aktif bağışıklık dalına “Vücudun kendi yanıtını oluşturması”, pasif bağışıklık dalına “Hazır antikor alınması” açıklamalarını eklerim. Örnekleri de doğal ve yapay kazanılma yollarına göre etiketlerim.

1920

11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 140 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Alerjik Tepkiler

59–62. soruların metin özeti: İlkbaharda arkadaşlarıyla pikniğe giden öğrencide göz sulanması, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, hapşırma ve kaşıntı görülür. Doktorun alerji tanısı koymasının ardından öğrenci, alerjiye neden olan maddeleri ve kullanılan ilacın etkisini araştırmaya karar verir.

59. Soru: Öğrenci araştırma yapmadan önce belirlediği konu ile ilgili hangi soruları sorabilir? Kısa Cevap: (Örnek cevap) Alerji nedir? Hangi maddeler alerjiye neden olabilir? Belirtiler nasıl oluşur? Histaminin rolü nedir? Kullanılan ilaç belirtileri nasıl azaltır? Detaylı Cevap: Araştırmamı şu sorularla yönlendirebilirim:
1. Polen, toz ve bazı besinler neden herkeste aynı tepkiyi oluşturmaz?
2. Alerjenle karşılaşınca bağışıklık sisteminde hangi olaylar gerçekleşir?
3. Histamin ile hapşırma, kaşıntı ve burun akıntısı arasında nasıl bir ilişki vardır?
4. Antihistaminik ilaçlar hangi mekanizmayla etki eder?
5. Aynı alerjenle yeniden karşılaşınca belirtiler tekrar ortaya çıkabilir mi?

60. Soru: Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin alerjik durumu ile ilgili topladığı bilgilerden biridir?
A) Alerjiler çoğunlukla vücutta hafif belirtilerle seyreder.
B) Alerjinin herhangi bir sebebi olmaz.
C) Alerjiler bir kere geçirildikten sonra alerjiye bağışıklık kazanılır.
D) Alerji vücuda ait olmayan çeşitli etkenlerden kaynaklanır.
E) Bağışıklık sistemi birçok kez alerjenle karşılaştıktan sonra ondan etkilenmez. Kısa Cevap: D) Alerji vücuda ait olmayan çeşitli etkenlerden kaynaklanır. Detaylı Cevap: Polen, ev tozu akarları ve bazı besinler gibi alerjenler, duyarlı kişilerde aşırı bağışıklık tepkisine neden olabilir. Bir kez alerjik tepki yaşanması, sonraki karşılaşmalarda etkilenilmeyeceği anlamına gelmez. Belirtilerin şiddeti de kişiye ve duruma göre değişebilir.

61. Soru: Öğrencide görülen alerjinin olası nedenleri nelerdir? Kısa Cevap: Piknik sırasında karşılaşılan polenler, toz içindeki alerjenler, küf sporları veya tüketilen bazı besinler olası nedenlerdir. Detaylı Cevap: Olayın ilkbaharda ve açık alan etkinliği sonrasında gerçekleşmesi, özellikle polenleri olası bir neden hâline getirir. Ancak yalnızca metindeki belirtilerden kesin alerjen belirlenemez. Öğrencinin karşılaştığı maddeler ve bunlara duyarlılığı birlikte değerlendirilmelidir.

62. Soru: Bu süreçte öğrencinin vücudunda gerçekleşen hücresel olayları alerjik tepki oluşumu ile ilişkilendirerek açıklayınız. Kısa Cevap: Yaygın polen alerjisi modelinde alerjene karşı IgE antikorları üretilir ve mast hücrelerine bağlanır. Aynı alerjenle yeniden karşılaşmada bu hücrelerden histamin gibi maddeler salınır; göz sulanması, kaşıntı ve burun akıntısı gibi belirtiler oluşur. Detaylı Cevap: 1. Duyarlılaşma: Alerjenin tanınmasının ardından uygun bağışıklık sinyalleriyle B lenfositleri etkinleşir. Plazma hücrelerine dönüşen hücreler, alerjene özgü IgE antikorları üretir.
2. Antikorların bağlanması: IgE antikorları mast hücrelerinin yüzeyindeki reseptörlere bağlanır.
3. Yeniden karşılaşma: Aynı alerjen, hücre yüzeyindeki IgE antikorlarını birbirine bağlayarak mast hücresini etkinleştirir.
4. Madde salınması: Mast hücrelerinden histamin ve başka aracı maddeler salınır. Bunlar damar geçirgenliği ve salgılar üzerinde etkili olarak alerjik belirtilerin oluşmasına katkı sağlar.
5. Belirtilerin azalması: Antihistaminik ilaçlar, histaminin ilgili reseptörlerdeki etkisini engelleyerek bazı belirtileri hafifletir. Bu etki, alerjenin ortadan kaldırılması veya bağışıklık hafızasının silinmesi anlamına gelmez.

2020


11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Sayfa 141 Cevapları

1. Tema Ölçme ve Değerlendirme – Birincil ve İkincil Bağışıklık Tepkileri

63–65. soruların grafik açıklaması: Grafik, aynı antijenle ilk ve ikinci kez karşılaşma sonucunda kandaki antikor derişiminin değişimini göstermektedir. İkinci karşılaşmada yanıt daha kısa sürede başlar ve antikor derişimi daha yüksek düzeye ulaşır.

63. Soru: Grafikte görülen birincil ve ikincil bağışıklık tepkilerini başlangıç süresi, antikor üretim hızı ve antikor derişimi bakımından analiz ediniz. Kısa Cevap: Birincil tepki daha geç başlar; antikor üretimi daha yavaş, ulaşılan antikor derişimi daha düşüktür. İkincil tepki daha erken başlar; antikor üretimi daha hızlı, ulaşılan antikor derişimi daha yüksektir.

Karşılaştırma ölçütü Birincil bağışıklık tepkisi İkincil bağışıklık tepkisi
Başlangıç süresi Antijenle karşılaşma ile belirgin yanıt arasında daha uzun süre vardır. Aynı antijenle yeniden karşılaşmada yanıt daha kısa sürede başlar.
Antikor üretim hızı Daha yavaştır. Daha hızlıdır.
Antikor derişimi Daha düşük bir tepe değerine ulaşır. Daha yüksek bir tepe değerine ulaşır.

Gerekçe: İlk karşılaşmada antijene uygun lenfositlerin etkinleşmesi, çoğalması ve antikor üreten hücrelere dönüşmesi zaman alır. İkinci karşılaşmada ise hafıza hücreleri daha hızlı etkinleşerek yanıtın güçlenmesini sağlar.

64. Soru: Grafikteki farklılıklardan yola çıkarak hafıza hücrelerinin bağışıklık sistemindeki rolünü açıklayınız. Kısa Cevap: Hafıza hücreleri, daha önce karşılaşılan antijeni yeniden tanıyarak daha hızlı ve güçlü bağışıklık yanıtı oluşmasını sağlar. Detaylı Cevap: İlk aktif bağışıklık yanıtında oluşan hafıza B ve T hücreleri uzun süre varlığını sürdürebilir. Aynı antijenle yeniden karşılaşıldığında bu hücreler hızla etkinleşir. Hafıza B hücrelerinden gelişen antikor üreten hücreler, antikor derişiminin daha hızlı yükselmesine katkı sağlar. Bu nedenle grafikte ikincil tepkinin gecikmesi daha kısa, antikor düzeyi daha yüksektir.

Aşı ve Bağışıklık Serumunun Karşılaştırılması

65. Soru: Aşağıdaki tabloya aşı ve serumun genel özelliklerini karşılaştırarak yazınız. Kısa Cevap: Aşı, vücudun kendi yanıtını oluşturmasını sağlayarak aktif bağışıklık ve hafıza gelişimini destekler. Bağışıklık serumu, hazır antikorlarla hızlı fakat geçici pasif bağışıklık sağlar.

Özellik Aşı Bağışıklık serumu
İçeriği Antijen veya vücutta antijen üretimini sağlayan bileşenler içerir. Hazır antikorlar içerir.
Bağışıklık türü Yapay yolla kazanılan aktif bağışıklık. Yapay yolla kazanılan pasif bağışıklık.
Antikorun kaynağı Antikorları kişinin kendi bağışıklık sistemi üretir. Antikorlar dışarıdan hazır olarak verilir.
Etkinin başlaması Bağışıklık yanıtının gelişmesi için süre gerekir. Hazır antikorlar sayesinde etki daha hızlı başlar.
Koruma süresi Genellikle daha uzundur; korumanın sürmesi için ek dozlar gerekebilir. Geçicidir; verilen antikorlar zamanla azalır.
Hafıza hücresi oluşumu Bağışıklık hafızasının gelişmesini sağlar. Alıcıda bu uygulama yoluyla bağışıklık hafızası oluşturmaz.
Temel kullanım amacı Hastalığa karşı koruyucu bağışıklık oluşturmak. Hızlı koruma sağlamak veya tedaviye destek olmak.
Örnek Tetanos aşısı. Tetanos antikorları içeren immünoglobulin preparatı.

Kavram açıklaması: Bu sorudaki “serum”, hazır antikor içeren bağışıklık serumunu ifade eder. Her kan serumu aynı amaçla kullanılan bir bağışıklık ürünü değildir.

KİTABIN TÜM CEVAPLARI

Diğer sayfalardaki etkinlik ve değerlendirme cevaplarına 11. Sınıf Biyoloji Ders Kitabı Cevapları MEB Yayınları 2026-2027 sayfasından ulaşabilirsiniz.


Açıklamalar ve Örnek Cevaplar

Kasılma sırasında aktin ve miyozin iplikleri kısalır mı?

Hayır. İpliklerin boyları değişmez. Birbirleri üzerinde kaymalarıyla örtüşme artar ve sarkomer kısalır.

İkincil bağışıklık tepkisi neden daha hızlıdır?

İlk karşılaşmada oluşan hafıza hücreleri, aynı antijenle yeniden karşılaşıldığında daha hızlı etkinleşir ve daha güçlü yanıt oluşmasına katkı sağlar.

Aşı ile bağışıklık serumu arasındaki temel fark nedir?

Aşı, kişinin kendi bağışıklık yanıtını oluşturarak aktif bağışıklık sağlar. Bağışıklık serumu ise hazır antikorlarla geçici pasif bağışıklık oluşturur.

İlk yorum yazan siz olun

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

SORU & CEVAP Haberleri

Daha fazla haber:
© 2024-2026

Egitim.Net.tr


‧ Anasayfa ‧ İletişim